Getting to YES

My friends know me as a motorcycle enthusiast. Last summer I went to a dealer to check the latest arrivals and saw a very attractive one shouting “buy me”. As soon as the salesman recognized the passion in my eyes, he asked the opening question; “Nice isn’t it?” The answer was a big “yes” with

Nasıl GAZ’lasak?

Ben çocuklarımız ile çalışanlarımız arasında yönetsel açıdan benzerlikler görüyorum. Özellikle de artık kızım ile yaşıt çalışanlar eğitimlerimizde görülmeye başlandığına göre bir bağlantı kurulabilir sanırım. (Çalışanlarınıza çocuklarınız gibi davranın demediğimi parantez içinde hatırlatayım.) Soru motivasyon ve bağlılık nasıl yaratılır, “ödül” işe yarar mı? “Ödül” tanımı “bir işin sonucunda elde edilecek hediyeyi baştan belirleyip çalışanın motive olmasını

Maymunlar kimde?

Hızla içeri girdi ve söylenmeye başladı; – Bunca işin arasında bir de yeni rapor çıktı. Daha dün kampanya mesajı gelmişti, hangi birine yetişeceğiz bilmiyorum. Sonra yanındaki yönetmene döndü; – Bu hafta bizim kızı hiç göremedim. Nereye kadar bilmiyorum, hep daha fazlası. Müdür olalı henüz 7 ay olmuştu ama kendisini 7 yıllık müdür gibi hissediyordu. Buraya

Hoşgörü Güç Gerektirir

Bizim müdürümüz çok serttir, hiç tahammülü yoktur, her şeyi hemen ister. Sesi koridorda çınlar… bu cümleleri ne çok duyuyorum eğitimlere gelenlerden. Zaman zaman şahit oluyorum kızgın, sinirli, vara yoğa kulp takan, hoyrat, hoşgörüsüz. Ya ufacık işler yapıp dünyayı ayağa kaldıranlar. Herkese böbürlene böbürlene başarılarını anlatanlar. Yukarıdan aşağıya, iş dünyasından sosyal ortamlara, yönetimden çalışana kadar her

Kapanan Kapılar Ardında Kaybolan Hayatlar

Çocukların sahip olduğu cevherin farkında mısınız dostlar? Pırıl, pırıl, zehir gibi, kıpır, kıpır, cesur mu cesur, sevgi dolu. Sonra ne oldu da çevrenizdeki onca insan böyle oldu; sıradan, bir kısmı hoyrat, pek çoğu bencil ve saygısız, bir kısmı ise korkak, hemen hepsi dünkü hayallerinden uzak. Peki siz; siz bugün neden böylesiniz? Koskocaman bir ev hayal

Ölçme Değerlendirme Merkezinde Başarı Yolları

20 yılı aşkın süredir farklı kurum ve kuruluşlarla Ölçme Değerlendirme Merkezi (Assessment Development Center) uygulamaları yapıyoruz. Her çalışma öncesinde katılımcılara ve ilgili insan kaynakları birimlerine benzer hatırlatmaları yapıyoruz, pek çok kişi bize ulaşıp ‘haftaya assessment’a çağırdılar hocam, ne yapayım’ diye soruyor; en sonunda bir de buradan yazayım, bazı tüyolar vereyim dedim. Faydalanabileceğinizi düşünüyorum. En önemli

Hemen Müdür Olmak İstiyorlar

Hikayemiz 1920’de (Wolfgang_Köhler ) yapılmış bir deneye dayanan bilindik ama bir o kadar da düşündürücü bir hikaye. Bilim adamları bir kafesin ortasına bir merdiven yerleştirir, tepesine bir hevenk muz asar, içine de 5 maymunu salarlar. Sorumuz şu, beşi de aç olan maymunların hiç biri muzları yemek için harekete geçmez. Peki neden; merdiven mi dik gelmiştir,

Prim ister misin?

Satış ekibiniz var, ölçülebilir, net hedefleri gerçekleştiriyorlar ve onları paralel kurulmuş prim sistemleri ile motive etmek istiyorsunuz. Pek çoğu durumdan memnun, rekabet ve performans artıyor. Ama hey operasyon destek vermeseydi yapabilirler miydi, ya bilgi işlemin raporları ve yeni çözümleri olmasa; faturalar, tahsilatlar ne olacak; derken müşteri hizmetleri telefonları hatırlatırken ürün geliştirmenin mesajı sonrası karmaşık prim

PPT’nin ölümü

Ben yaptığım ilk sunumu çok iyi hatırlıyorum. Yeni şirketimde kalabalık bir satış ekibi önünde yeni bir hizmeti anlatmam gerekiyordu. ‘Büyüklerimden’ ‘tepegöz’ denen aletle kullanabileceğim şeffaf kağıtlara baskı yapabilen bir yazıcımız olduğunu öğrendim. Okulda bu tür kağıtlara yazabilen kalemler de görmüştüm. Ne yapacağımı düşünürken birden aklıma takıldı. Seyrettiğim bütün sunumlar neredeyse istisnasız sıkıcıydı; hem de öyle

Koşarcanın Kamburu

Hatırlıyorum da küçük bir çocuktum, mini minnacık; her Pazar akşamı dedemlerde toplanırdık. Küçük bir aileydik ama herkes orada olurdu. Hep birlikte masa örtüsü serilir, sofra kurulur, uzun uzun bitmeyen sohbetlerle yemek yenir, biraz da demlenilirdi. Karşılıklı latifeler yapılır, duran zamanda bir arada, aile olmanın keyfi sürülürdü. Sonra bir gün oğlum, ben ‘ne de yavaş yiyor